İçeriğe geç
Bağımsız yayın · bir partinin resmî sitesi değildirRSS · Bağımsızlık notu
HADEPSiyaset, yerel yönetim ve toplum rehberi · arşiv
Basın açıklamaları

Bir TBMM tutanağını web arşivinden kaynak göstermek: Hangi tarih, hangi kopya?

TBMM’nin arşiv sisteminde belge numarası, tarih ve konu başlığıyla tarama yapabildiğinizi biliyorsunuz.

Fotoğraf: Internet Archive Building - 5078390577
Fotoğraf: Internet Archive Building - 5078390577 · Beatrice Murch · CC BY 2.0 · Wikimedia Commons

TBMM’nin arşiv sisteminde belge numarası, tarih ve konu başlığıyla tarama yapabildiğinizi biliyorsunuz. Ama ekranaa gelen PDF “orijinal sayfa görüntüsü” müdür, yoksa kâtipler tarafından sonradan yazılmış bir döküm mü; işte bunu ayırt etmeden yapılan atıf, dipnotta sessiz bir hata olarak kalır. Araştırmacının işi, ekrana düşen görüntünün ne olduğunu anlamakla bitmiyor; o görüntüyü künyeye dökerken hangi alanların zorunlu olduğu, bu alanların nereden geldiği ve neyin eksik bırakıldığı da masada.

Belgenin doğum tarihi, sayfanın yakalanma anı

Bir Meclis tutanağının üzerinde yazan tarih, oturumun yapıldığı günü gösterir. TBMM’nin kendi sisteminde, Cumhuriyet dönemi tutanaklarına erişim sağlayan sorgu ekranı, sorgu sonucunda size “basılı orijinal sayfa görüntüleri”ni PDF biçiminde sunar. Bu ibare küçük değil; araştırmacının dipnottaki en büyük karar anı tam da burası. Çünkü aynı kurum, Tutanak Hizmetleri Başkanlığı’nın hazırladığı tutanak dergisinde, “kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge” ile konuşmacı alıntılarının “aslına uygun olarak yazıldığı”nı da kayda geçirir. Dolayısıyla ekranda gördüğünüz şey, zabıt kâtiplerinin oturum sırasında veya hemen sonrasında ürettiği bir metin olabilir; tıpkıbasım bir tarama görüntüsü de olabilir. Her ikisi de TBMM kaynağıdır, ama belgenin doğum tarihi ile sayfanın tarandığı ya da sisteme yüklendiği tarih aynı şey değildir. Araştırmacının künyeye yazacağı tarih öncelikle belgenin kendi tarihidir; sayfanın “erişim tarihi” ise ayrı bir hanedir. TBMM İdari Teşkilatı’nın görev tanımı içinde “evrak ve arşiv hizmetlerini yerine getirmek” sayılır; bu hizmetin ürünü olan sayfa, belgenin kendisi değil, belgeye açılan bir kapıdır.

Kaynak künyesinde olmazsa olmaz dörtlü

TBMM’nin yayımladığı ve bir üniversite tez yazım kılavuzu içinde aktarılan örnek, web kaynakları için şu şablonu verir: “Site ya da Yayınlayan Kuruluş Adı, (Yayın Yılı), Erişim tarihi: Gün Ay Yıl, http://ağ adresi.” Aynı kılavuz, belirli bir sayfaya atıf yapıldığında erişim tarihinin mutlaka eklenmesi gerektiğini, sitenin tümüne atıf yapılıyorsa adresin yeterli olabileceğini söyler. Buradan bir araştırmacının güvenle alabileceği dört alan çıkıyor: yayımlayan kurum adı, belgenin kendi tarihi (yayın yılı hanesine yazılacak olan budur), URL ve erişim tarihi.

Başlık konusunda resmî bir zorunluluk metni yok, ama belge başlığını yazmamak, özellikle uzun tutanak dergilerinde okuyucuyu hangi oturumdan söz edildiğini anlamak için URL’ye tıklamaya mahkûm eder. Bu yüzden başlık, pratikte zorunlu alan muamelesi görür. Mevzuat Bilgi Sistemi’nde güncel bir kanun metnine ulaşmak için “Mevzuat Türü” bölümünden arama yapılması gerektiği belirtilir; yani kurum, belgeyi başlığı ve türüyle tanımlamayı önerir. Aynı mantık TBMM arşivinde de geçerli: Kişi adı, yer adı, tarih, belge numarası ve konu başlığı filtreleriyle tarama yapılabildiğine göre, bu künye elemanlarının en azından belge numarası ve konu başlığı olanları atıfta yer bulmalıdır. Erişim tarihi ise web arşivinin doğası gereği kritik; bugün açılan bir TBMM tutanak sayfası altı ay sonra aynı adreste bulunmayabilir ya da içerik güncellenmiş olabilir.

Ekrandaki görüntü birincil kayıt mı, işlenmiş metin mi?

TBMM’nin “orijinal sayfa görüntüsü” ile “aslına uygun yazım” ifadelerini aynı anda kullanması kafa karıştırıcıdır, ama aslında ikisi farklı şeyi kasteder. Orijinal sayfa görüntüsü, elle tutulan zabıt defterinin veya daktilo edilmiş tutanağın tarayıcıdan geçirilmiş hâlidir. Aslına uygun yazım ise, bu görüntüdeki bilginin kâtipler ya da editörler tarafından işlenerek dijital metne dönüştürülmüş hâlidir. Araştırmacının bu ayrımı bilmesi gerek, çünkü transkripsiyon hatası riski her zaman vardır. Bir konuşmacının adının yanlış yazılması, bir sayının eksik girilmesi, bir paragrafın atlanması mümkündür; kaldı ki kâtiplerin “okunmuş bulunan” belgeleri yazdığı belirtilir, yani okuma anında bir anlama hatası da zincire eklenebilir.

Bu noktada araştırmacının yapacağı en doğru iş, atıf yaparken hangi tür kopyayı kullandığını dipnotta bir ibareyle belirtmektir: “PDF orijinal sayfa görüntüsü” ya da “HTML transkripsiyon” gibi kısa bir not, okuyucuyu belgenin doğası hakkında uyarır. TBMM’nin kurumsal tarihçe sayfası da Meclis’e Anayasa ile verilmiş yasama yetkisinin yerine getirilmesine “idari ve teknik bilgi-belge desteği” sağlanması görevini tanımlar; yani kurum, belgeyi araştırmacının önüne koymakla yükümlüdür, ama o belgenin hangi formatta ve ne kadar aslına sadık olduğunu yorumlamak araştırmacının sorumluluğudur.

Tarihsiz veya sonradan girilmiş kopyalar için bir kural yok

Türk resmî kaynaklarında, belge tarihi ile sayfa tarihi farklı olduğunda bunun nasıl yazılacağına dair doğrudan bir hüküm bulunmuyor. Aynı şekilde “tarihsiz” veya “yeniden yazılmış kopya” ibarelerinin nasıl etiketleneceği, bir web arşivi kopyasının “birincil belge” ile “transkripsiyon” ayrımının kurumlar düzeyinde nasıl tanımlanacağı da açık değil. Mevcut taramada, 2577, 4982 veya 6698 sayılı kanunlarda web arşivi atfını düzenleyen bir maddeye rastlanmıyor. TBMM, YSK ya da Anayasa Mahkemesi’nin arşivlenmiş sayfa atfı için verilmiş model bir örneği de şimdilik yok. Eldeki tek somut dayanak, TBMM’nin kendi yazım kılavuzundan aktarılan ve erişim tarihi ile yayın yılını zorunlu tutan o kısa şablondan ibaret. Bu boşluk, araştırmacı için bir risk: Kurum stil kılavuzu yayımlamadığı sürece, herkes kendi yöntemini üretiyor ve aynı belgeye yapılan atıflar birbirini tutmuyor.

Eldeki resmî unsurlardan bir kontrol listesi

Alttaki sıralama bir “kurum stili” değil, bugün itibarıyla doğrulanabilen Türk resmî kaynaklarından türetilmiş bir kontrol listesidir:

  • Kurum adı: TBMM (veya ilgili başkanlık).
  • Belge başlığı / konu başlığı: Oturum bilgisi, belge numarası veya konu başlığı.
  • Belgenin kendi tarihi: Oturumun ya da belgenin oluşturulma tarihi, parantez içinde yıl olarak.

URL: Tam erişim adresi.

  • Erişim tarihi: Gün ay yıl biçiminde, araştırmacının sayfayı son gördüğü tarih.
  • Kopya türü notu: “PDF orijinal sayfa görüntüsü” veya “HTML transkripsiyon” gibi kısa bir ibare (zorunlu değil, ama şiddetle önerilir).

Bu listenin dı şında kalan “arşiv tarihi” veya “capture date” gibii alanlar, Türk kurumlarının mevcut yayınlarında zorunlu alan olarak tanımlanmamıştır. Eğer kullandığınız kaynak Internet Archive gibi bir üçüncü taraf servisiyse, capture date’i ayrıca belirtmeniz gerekir; ama bu artık TBMM’nin değil, arşiv servisinin künye unsurudur.

Kurumun stil kılavuzu hâlâ son sözü söyler

TBMM ve Mevzuat Bilgi Sistemi, belgeye erişim ve metnin günceliği konusunda iyi bir çerçeve sunar. Ne var ki atıf biçimi denilen şey, son kertede kurumun kendi yazım kılavuzuna bağlıdır. TBMM’nin yayımladığı yazım kılavuzundaki örnek, erişim tarihi ve kurum adını şart koşar; fakat bu kılavuzun bağlayıcılığı ve kapamı tartışmaya açıktır. Bir üniversitenin tez yazım kılavuzu içinde aktarılmış olması, onu üniversal bir standart yapmaz. Bu yüzden, eğer atıf yapacağınız metin bir dergiye, bir üniver siteye veya bir mahkeme dosyasına girecekse, o kurumun stil rehberini ayrıca kontrol etmekten kaçınamazsınız.

Eldeki resmî Türk kaynaklarının verdiği en güvenli zemin şudur: Belgenin kendi tarihi ayrı yazılacak, sayfanın erişim tarihi ayrı yazılacak ve yayımlayan kurum adı mutlakaa künyede yer alacak. Bu üç unsur yerindeyse, atıfın omurgası sağlamdır. Gerisi, hangi kopyayı kullandığınızı dürüstçe belirtmek ve kurumun sizden istediği biçime uymaktann ibaret. Bu kadar basit bir kuralın bile yerleşmemiş olması, web arşivinin Türk kurumları için hâlâ yeni bir mesele olduğunu gösteriyor.

Sunucu, ziyaret sayımı için iki birinci taraf çerez bırakır: mz_src ve mz_vid. Reklam veya üçüncü taraf çerezi yoktur. Tarayıcı ayrıca bu bildirimi kapattığınızı hatırlar. Ayrıntılar